Barış MANÇO:

      Türk popüler müziğinin seyyah rock müzisyeni Barış Manço, 1943’ün 2 Ocak’ında İstanbul’un Üsküdar semtinde dünyaya gözlerini açtı. Hareketli ve yaramaz bir çocukluk döneminden sonra ortaöğrenimini gerçekleştirmek üzere kendisinden iki yaş büyük ağabeyi Savaş Manço gibi Galatasaray lisesinin yolunu tutan Manço’nun rock’n’roll ve güzel sanatlara karşı yakın ilgisi de bu yıllarda başladı. 1956 yılında kendisinden iki yaş büyük bir Alman Lisesi öğrencisi olan Erkin Koray’ın, grubuyla Galatasaray Lisesi’nde verdiği rock’n’roll konseri ile daha da pekişen müzik tutkusu, düşe kalka biten tembel öğrencilik yıllarından sonra Barış Manço’yu da bu yola sürükledi. Lise yıllarında amatör olarak müzik yaptıkları “Barış Manço ve Kafadarları” isimli gruptan sonra lise tahsilinin son dönemlerinde profesyonel olarak müzik hayatına atıldığı grup olan Barış Manço ve Harmoniler’le 45’lik çalışmaları yapan Manço, aynı zamanda bu grupla İstanbul’un çeşitli bar ve klüplerinde de boy gösteriyordu. Bu dönemlerde yaptığı çalışmalarla yurt çapında pek ses getirmese de İstanbul’un bar ve klüp çevrelerinde aldığı “Twist Kralı” lakabı, Barış Manço’nun o dönemlerde de kendi çapında başarılı bir müzisyen olduğunun göstergesiydi. 1963 yılında yüksek öğrenim görme gayesiyle gittiği Fransa’da aradığı eğitim ortamını bulamayan Barış Manço, buradan Belçika’ya geçti ve Belçika Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisi’nde “İç Mimarlık” dalında eğitim görmeye başladı.

     Üniversite yıllarında da profesyonel olarak müzik çalışmalarını devam ettiren Manço, ilk önce Fransa’da kendi adına bir EP çıkardı ve bu EP’deki şarkıları Olympya’da seslendirme fırsatı yakaladı. “Olympya’da konser veren ilk Türk” namını da böylece alan Barış Manço, daha sonraki yurtdışı yıllarında Les Mistigris isimli daha önce kurulmuş olan bir grupla çalışmalar yaptı fakat grubun Türkiye’ye giriş çıkışlarında yaşanan zorluklar nedeniyle gruptan ayrılıp tamamen Türk müzisyenlerinden kurulu olan “Kaygısızlar” ile birleşti. Bu grupla yaptığı çalışmalarla yavaş yavaş yurt çapında üne kavuşmaya başlayan Manço’nun amacı aynı başarıyı Fransa’da da göstermekti ve bu gayeyle Fransa’da “Trip” ve “Susanna” adında müzikal olarak çok sağlam iki tane parça kaydetti. Eğer yayınlansaydı büyük başarılara imza atabileceğini düşündüğüm“Trip” ve “Susanna”, grubun gitaristleri Mazhar Alanson ve Fuat Güner’in Fransa’ya bir türlü alışamamalarından dolayı yurda dönme istekleri sebebiyle 45’lik olarak basılamadı ve Barış Manço ve Kaygısızlar’ın Fransa macerası da böylece sona ermiş oldu. Bu grupla çalışmalarını bir süre daha sürdüren Manço, daha sonra grubun yurtdışında kariyer yapmaya yanaşmaması gerekçesiyle Kaygısızlar’dan da ayrılıp tamamı yabancı müzisyenlerden oluşan Barış Manço-Ve isimli bir grup kurdu ve müzikal kariyerinin dönüm noktası olan “Dağlar Dağlar” 45’liğini bu grupla kaydetti. Dağlar Dağlar’ın yakaladığı yurt çapında başarı, grubun dağılmasını engelleyemedi ve sadece 1970 yılında çalışmalar yaptığı Barış Manço-Ve dağıldı.

     1971 yılında Anadolu Pop’un güçlü sesi Moğollar’la birleşen Manço’nun amacı yine yurtdışında kariyer yapmaktı. Moğollar da bu konuda kendisi ile hemfikirdi ve grupla Türkiye’de kaydettiği İşte Hendek İşte Deve, Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle ve Binboğa’nın Kızı isimli çalışmalardan sonra Paris’e yerleştiler. Burada MançoMongol adı altında çalışmalarına devam eden grup, daha sonra 1971 yılında Barış Manço olmadan doldurdukları “Les Mogols- Danses Et Rhytmes De La Turquie” LP’siyle “Charles Cros” ödülünü almaya hak kazandı ve bu ödülden sonra Moğollar’ın Paris’te tek başına kariyer yapma istekleri sebebiyle Barış Manço, Moğollar’dan ayrılıp Türkiye’ye geri döndü.

     Yurda dönüşte müzikal kariyerinin en önemli grubu “Kurtalan Ekspres”i kurdu Barış Manço. 1972 yılında grupla kaydettiği ilk 45’lik olan “Ölüm Allah’ın Emri/Gamzedeyim Deva Bulmam”dan sonra vatani görevini yapmak üzere Edremit’e giden Barış Manço, burada 20 aya yakın bir süre askerlik yaptı ve askerden döndükten sonra o günlere ithafen Kurtalan Ekspres’le “Hey Koca Topçu” isimli çalışmasını kaydetti. Kurtalan Ekspres’le uzun süreler çok başarılı çalışmalar yapan Barış Manço, 1975 yılında toplama olmayan ilk LP’si “2023”ü kaydetti. Cem Karaca ve Edirdahan’ın 1978 yılında çıkardığı “Safinaz” ile birlikte Türkiye’nin sayılı Senfonik Rock LP’lerinden olan bu çalışma aynı zamanda 70’lerdeki Türk elektronik müziğine dair önemli belgelerdendir.

     1975’in sonlarında uzun bir süreliğine Belçika’ya giden Barış Manço, 1976 yılında burada “Nick The Chopper” isimli tamamen İngilizce parçalardan oluşan bir LP kaydetti. Ülkemizde 1977 yılında yayınlanan bu albüm, yurtdışında hiç beklenmedik ülkelerde çok büyük başarılar sağladı. Plak, ilk olarak Hollanda, Belçika ve az miktarda Fransa’da basıldı fakat esas başarısını daha sonra basıldığı Fas, Senegal, Gine ve Fildişi Sahilleri gibi Afrika ülkelerinde sağladı. Romanya gibi Çeşitli Balkan ülkeleri ve İran’da da başarı sağlayan bu albüm, İngilizce sözlü olmasına rağmen müzikal olarak tamamen yerliydi ve de beklenmedik ülkelerde sağladığı bu başarı aslında çok doğaldı çünkü albüm, kültürü Türkiye’ye daha yakın olan ülkelerde başarılı olmuştu.

     70’lerin ikinci yarısında Türkiye’de cereyan eden politik gerginlikler 80’lere gelindiğinde eski kuşak müzisyenlerin çoğunu mahvetmişti. Erkin Koray önce Almanya’ya sonra Kanada’ya gitmiş, Cem Karaca vatandaşlıktan çıkarılmıştı. Bu dönemlerde bu angaryadan en hasarsız çıkan ise Barış Manço olmuştu. 1979 yılında Lale Çağlar’la hayatını birleştirdikten sonra aynı sene grubu Kurtalan Ekspres’le çıkarttığı “Yeni Bir Gün” isimli LP ile yakaladığı başarıyı 80’lerde çıkarttığı diğer albümlerle de gösterdi Barış Manço. 12 Eylül darbesinden sonra yepyeni bir döneme giren Türkiye, popüler müzik anlayışı açısından bayağı bir değişime uğramıştı ve bu değişim Barış Manço ve Kurtalan Ekspresi’nin yaptığı müziği de etkilemişti. 80’lerin Türk Pop Müzik dünyasına Halil İbrahim Sofrası, Ali Yazar Veli Bozar, Gülpembe, Dönence, Arkadaşım Eşek gibi önemli çalışmalar armağan eden Manço, 80’lerin sonu ve 90’larda müzisyenliğin yanında televizyon programcılığı ve politika ile de ilgilendi. Çok uzun süreler TRT’de yaptığı 7’den 77’ye isimli programla Pazar günleri milyonları ekran başına topladı. Ülkemizi bir kültür elçisi olarak birçok ülkede temsil etti, yurtdışı ve yurt içinde sayısız ödüller aldı. Derken 1999’un 31 Ocak günü ansızın aramızdan ayrılan Barış Manço, bu ani ölümüyle milyonları yasa boğdu. Türkiye’nin gerek müzik, gerekse diğer konularda yetiştirdiği çok önemli bir şahsiyeti olan bu değerli insanı hiçbir zaman unutmayacağız, unutturmayacağız. Huzur içinde yat Barış Abi...